Bugün Seni Öpeceğim

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> <****** language=Java******> <****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

İçimden geldi,
bugün seni öpeceğim...
Ve hep söylemek isteyip,
başaramadığım bir şey söyleyeceğim sana,
Dudaklarım,
dudaklarına değdiğinde alev alacak

eline değdiğinde ürperen tenin ıslaklığında
Cıvıl cıvıl parıldayan ve pınarlarında dolu damlacıklarla ıslatıp parmak uçlarımı,
Hiç sarılmadığım kadar sıkı sarılacağım sana.

Bugün
bir başka bakacağım gözlerine...
Sürekli utangaçlıkla kaçırdığın bakışların arasından süzülüp,
İnce sızılar vererek damarlarından akacağım yüreğine...

Bugün
bir başka yakacağım canını...
Sen ki vazgeçemeyeceğim bir geçmiş bırakıyorsun bende..
Bense aynalara baktığında
hep hatırlayacağın izler bırakacağım yanaklarında...

Artık dal uçlarında yeşeren yaprakları kurutup,
Yakıp yıkıp her şeyi...
Buharlaştırıp bütün denizleri hava oldum...
İşte bak burun ucundayım...
Hadi
bir nefeste çekip al beni içine, üşüyüp yağmur olmayayım..

Düş istemiyorum artık...
Yalan geliyor bana...
Seni
her gece yarısı uyandığım rüyalarımdan kaldırıp sabah olmadan..
Evet sabah olmadan...
İçimden geldi bir başka öpeceğim.
Çaresi olmayan bir hastalık diliyorum...
Kenetlendiğinde ellerimiz yapışık kalsın...
Birleştiğinde dudaklarımız mühürlensin..
Ve bütün neşterler yok olsun...
İçimden geldi bugün seni öpeceğim..

Konuşmanı istemiyorum...
Gülmeni de,
Öylece dur karşımda...
üzerinden süzülürken gözlerim,
Öylece dur...
Seni sevdiğime doyamayayım...
Saçların yine dağınık olsun,yüzün mahmur,
Uykusuzluktan şişmiş göz torbacıklarından
Kahvaltı sonrası dudak kenarlarında kalan kırıntılara kadar her şey,
Ama her şey öyle kalsın...
Soğukta kabaran kurumuş dudakların,
Üşüyüp pembeleşen burun ucun ve elmacık kemiklerinle,
Her şey ama her şey aynı kalsın...

Seni
en doğal halinle,
hiç görmediğim halinle...
Bugün..!
İçimden geldi sarılıp öpeceğim.

Nasıl yatıp nasıl kalktın bilemem ama...
Ben seni yastığımdaki saç telinle hatırlayacağım...
Hep başucumda bahar yeli nefesin,
Bağrımı acıtan dikenli tel gibi
Ve tenime dudaklarından süzülüp akan iksiri,
Göğsüme akseden sol yanak resmini silmeyeceğim...
Umarsız acılarda bıraksan da gönlümü,
İçimden geldi
Bir başka öpeceğim resmini...


                                                           Alıntı

SÖYLE CANIM

 

 

Kah orada kah burada geçti günler mevsimler
Nerde akşam orda sabah gezdim durdum derbeder
Senden önce hiçbir şeyin kıymetini bilmeden
Senden önce hiç kimseyi böylesine sevmeden

Birtanem söyle canım ne istersen iste benden  
İstersen geçsin hayat bayramlarla, seyranlarla
İstersen gelsin bahar sümbüllerle, salkımlarla
İstersen dönsün dünya cümbüşlerle, çalgılarla  

Birtanem söyle canım ne dilersen dile benden  
İstersen dost olalım goklerdeki turnalarla    
İstersen evlenelim davullarla, zurnalarla    
İstersen çınlatalım dört bir yanı şarkılarla  

Yer yüzünden, gök yüzünden, benliğimden bir haber
Nerde akşam orda sabah gezdim durdum derbeder
Senden önce hiçbir şeyin kıymetini bilmeden
Senden önce hiç kimseyi böylesine sevmeden

 

 

                                                                   EROL EVGİN

TÜM BİR YAŞAM

Daha seni ilk gördüğümde
Daha yüzüne baktığımda
Bana baharı anımsatan
Bir umut doldu içime

Daha seni ilk gördüğümde
Daha elini tuttuğumda
Yaşamaya şimdi başlıyorsun
Dedim kendi kendime

Öyle büyük bir mutluluk
Bir anlam verdi ki
Seninle geçen o 1 yıl
Yaşantıma

Öyle çok sevdim ki seni
Öyle çok ki anlatamam
O bir yılın anlamını
Bin yıl geçse de unutmam

Öyle çok sevdim ki seni
Öyle çok ki anlatamam
Bir tek yıla sığdı her şey
Bir tek yıla tüm bir yaşam

Daha seni ilk gördüğümde
Daha yüzüne baktığımda
Bana güneşi anımsatan
Bir ateş yandı içimde

Daha seni ilk gördüğümde
Daha yanına geldiğimde
Önümüzde çok güzel günler var
Dedim kendi kendime

Öyle büyük bir mutluluk
Bir anlam verdi ki
Seninle geçen o 1 yıl
Yaşantıma

Öyle çok sevdim ki seni
Öyle çok ki anlatamam
O bir yılın anlamını
Bin yıl geçse de unutmam

Öyle çok sevdim ki seni
Öyle çok ki anlatamam
Bir tek yıla sığdı her şey
Bir tek yıla tüm bir yaşam

Bir tek yıla sığdı her şey
Tüm bir yaşam

 

                                                EROL EVGİN

yeni baştan.......

 

 

“Şimdi yeni baştan başlamalıyız; adım adım, kendi bedenlerimiz dışında hiçbir kalkana sığınmadan. Keşfetmek, yaratmak ve hayal etmek gerekiyor. Bugün düş kurmak, kendi uyanışını görmek her zamankinden daha fazla gerekli. İnsanlığın bencilliğe ve iğrenç bir biçimde para peşinde koşturmaya mahkum olmadığına inanan birisinin iddiasıdır bu. Bir dinazorun.”

 

                                      Eduardo Galeano

 

ateş ve su

 

 

 


Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.

Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan,
su ateşden kaçar olmuş..

Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş...